Yirmiye On Kala

Bazen kendimi kaybolmuş gibi hissediyorum. Bu hayatta sanki hiçbir şey yapamayacakmış ve komple yalnız kalacakmışım gibi bazense sanki yapmak istediğim o kadar şey varken hangi birine yetişsem derdiyle ya yarım kalıyor ya da geçici hevesmiş gibi geliyorlar gözüme. Özellikle 20 yaşıma bir buçuk hafta kalmışken kendimi sanki bomboş geçirmiş, aileme yük olmuş ve aslında sevdiklerim beni istemiyormuş gibi paranoyaklaşıyorum. Bu durumu ya da benzerini yaşayan vardır belki de bilmiyorum.

14 Şubat 2019 saat 01.24 nam-ı diğer Sevgililer Günü..Bunu yazarken süre ilerliyor, hayatımızın bitişine doğru giden yüklenme sayfasında sanki “%…. loading” yazısını görüyor gibiyim. Belki kendime bu kadar haksızlık etmem boşuna, belki de daha fazla şükretmeliyim ama bir saat, bir gün ya da maksimum 2 gün sürüyor. Tekrar tekrar düşüyorum bu boşluğa, sanki aileme yük olmuşum, sevdiğim insanlara/ arkadaşlarıma hep zarar vermişim de hepsi benden nefret ediyormuş gibi. Elbette arada zarar verdiğim ya da zarar gördüklerim oldu bunu reddedemem. Ama gündüzleri bu kadar mutlu olurken akşamları ya da alttan derslerimi alırken tek başıma oluyor oluşum bir miktar bu düşüncelere itiyor. Bazen çıldırıyorum, bazen sadece ağlıyorum. İsterseniz zayıflık isterseniz acizlik diyebilirsiniz ama ben de böyle bir insanım.

Okul konusu gerçekten göründüğünden çok yıprattı çünkü son 1,5 yılda ölümde gördüm ayrılık da acı da çektik kötü haberler de aldık, çok güzel etkinliklere gidebildim, derdimi az da olsa birine aktarabildim, çok değerli anılarım ve ilklerim de oldu. İlk defa dönme dolaba bindim, ilk defa teleferiğe bindim, ilk defa makaron yedim, hiç izlemediğim ya da adını duymadığım plansız diziler filmler seyrettim, yeni bir yazılım dili öğrenmeye başladım, kendimde mobil uygulama ya da web sitesi geliştirebilecek cesareti bulabiliyorum artık. Tatil zamanımda gerçekten beni çok iyi anlayan ve yılda sadece birkaç defa da olsa görüşebiliyor olsak bile “özledim” diyebildiğim ve sanki hep buluşuyormuşuz gibi devam eden bir ilişkimiz olan arkadaşlarımla bolca zaman geçirdim. Bu kadar pozitiflik varken neden negatife odaklanıp kendimizi yıpratıyorum ki? Ben de bilmiyorum.

Bir yerlere hayallerimi/ hedeflerimi yazmayı gerçekten seviyorum. Onları görerek daha motive bir şekilde çalışıyorum fakat son zamanlarda bana iyi gelen çoğu şeyi ittiğim için bunu da yapamadım. Bu süreçte aileme daha da bağlandım. Eskiden evden gitmek isteyen o kız gitti ve yerine evini daha fazla özleyen biri geldi. Üniversite hayalime elveda diyerek gerçeklerle yaşamayı öğrendim. Ben burayı kazanmıştım ve 2.sınıfım. Şaka gibi 1,5 yıldır hayal etmediğim bir okulda hayal etmediğim bir hayatı yaşıyorum. Gerçekler çok acıymış meğer ama bu hayat benim hayatım. (Dipnot olarak eğitimimizden aşırı memnunum, arkadaşlarımı da seviyorum ) Kendimi üzerek yaşamak bana verilen bedene en büyük saygısızlıklardan biri olacaktır. Düşünsenize sonunda elbette öleceğiniz bir oyundasınız ve kocaman bir dünyada yaşıyorsunuz. Oyun bitene kadar boş boş durur musunuz yoksa elinizdeki imkanları sonuna kadar değerlendirir miydiniz?

İnanın bunu neden yazıyorum net olarak bir şey diyemem ama benim gibi birleri varsa yalnız olmadıklarını fark ederler belki de. Okuldan birileri görüp üzerine alınarak davranışlarını değiştirmezler umarım, olduğunuz gibi olun sizi böyle sevdim ben.

Ama bu benim ve ben değişerek yaşıyorum. Ben değiştim, büyüdüm…

Sizlere kısa bir video aynı zamanda , okuduğunuz için teşekkür ederim.

https://www.youtube.com/watch?v=iOu1PjaT2GM

Software Developer | my universe: https://twitter.com/NightmaresTown

Love podcasts or audiobooks? Learn on the go with our new app.